Ankara Kurumsal Danismanlik

Sosyal Güvenlik niçin gereklidir

Sosyal Güvenlik niçin gereklidir.

 

Sosyal Güvenlik Reformu nedir neden gereklidir Ülkemizde en büyük problemlerden biri enformasyon eksikliği ve bundan kaynaklanan eksik ve yanlış bilgi sonrası yapılan yaklaşımlardır. Belirtmeliyim ki sosyal güvenlik sistemi adı altında olan ancak uzun yıllar boyunca sadece politikacıların siyasi amaçları için kullandığı ve sistemden başka her şeye benzeyen bir yapı olduğunu yıllarca görmezden geldik veya ele almaya cesaret edemedik. 92 seçimlerinde bazı alanlarda açık arttırma, emeklilik yaşı gibi bazı alanlarda da açık eksiltme ile vatandaşın oyu illüzyonist bir çabuklukla alındı. Sonuçta yapılan uygulamalarla hem devlet bütçesi hem de sosyal güvenlik sistemi ciddi anlamda açık vermeye başladı.

Öncelikle bilmemiz gereken şey şudur ki; devlet bütçesi ile ev halkının bütçesi arasında temelde bir farklılık yoktur. Nasıl hane sahipleri gelirinden fazla bir harcama yaptığı zaman bunu karşılamak için dostlarından borç veya bankadan kredi alma zorunda ise devlet de aynı uygulamaya gitmek zorunda. Devlet fazla harcama yaptığı zaman ya piyasalara borçlanacak bu da bütçe açığına, faiz oranlarında yükselmeye, yatırımlarda azalmaya yol açacak veya açıklarını finanse etmek için başta vergi gelirleri olmak üzere gelir arttırıcı önlemler alacak ki, bu da doğrudan yatırımlar ve üretim üzerinde olumsuz etkilerde bulunacaktır. Bu olumsuz durumdan kurtulmanın yolu sosyal güvenlikte gelir gider arasındaki farkı kapatmaktan geçiyor.

Ankara Ticaret odasının yaptığı bir araştırmaya göre, 1994 yılından itibaren bozulan yapı sonucu, bu güne kadar faiziyle birlikte ödediğimiz bedel 800 milyar YTL’yi buldu. Dile kolay nerde ise iki yıllık Gayri Safi Milli Hasıla yok oldu demektir. Her yıl, genç yaşta emeklileri finanse etmek için, yıllık cari açık rakamına eşit miktarda verdiğimiz sosyal güvenlik sistemi açığı bütçeden karşılanıyor. Bu da eğitimden, sağlıktan, güvenlikten, yatırımlardan kısıntıya gitmek anlamına geliyor. Ve bu yükün tamamı dolaylı vergi adı altında tüm halka yansıtılıyor.

İtayla, Avusturya, İngiltere, Portekiz, İspanya ve petrol geliri olan Norveç gibi ülkelerde bile çalışma prim ödeme gün sayısı ortalaması 14000 günün üzerindedir. Yani bizim iki mislimiz. Biz bu ülkelerden zengin ve gelişmiş bir ülke isek problem yok, o zaman aynı şekilde devam edebiliriz.

Şu anda genç bir nüfus olmamıza rağmen ilerde bu yapının değişeceğini ve 2040 yılından sonra ortalama yaşam sürecinin Türkiye de kadınlarda 83 erkeklerde 80 olacağını dolayısıyla 65 yaşında bile emekli olsa daha ortalama 16-17 yıl yaşayacağını hesaplamalıyız. Ayrıca mevcut emeklilerin yüzde 62 si 58-60 yaş sınırının altındadır. Normalde en az dört çalışanın bir emekliyi karşılaması gereken yapı şu anda iki çalışanın bir emekliyi karşılaması daha doğrusu karşılayamaması üzerinde devam ettiğini bilmeliyiz. SSK kapsamında çalışanların yüzde altmışı asgari ücret ve ona yakın oranlarda prime esas kazanç üzerinden ödeme yapıyor. Bu son açıklamalardan da anlaşılacağı gibi şu anda finansal açıdan sosyal güvenlik sisteminin dramatik hali ilerde nüfus değişikliği ile daha problemli bir yapıya dönüşebilir.

Sonuç olarak gelinen noktada eksikler olmasına rağmen bir adım atılması olumludur. Artık bu konunun iktidarın ve muhalefetin yapıcı işbirliği ve destekleriyle sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Son dönemlerde gerilen siyasi yapının yumuşaması açısından bu konuda başlayacak bir diyalog ve işbirliği süreci siyasi tansiyonu indirmede de faydalı olacaktır.